%20
Yetmiş Bin Süryani %15 indirimli William Saroyan
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9789757265696
Boyut
13.00x20.00
Sayfa Sayısı
192
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
3
Basım Tarihi
2016-08
Çeviren
Aziz Gökdemir
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Yetmiş Bin Süryani

Yayınevi : Aras Yayıncılık
50,00TL
40,00TL
%20
Satışta değil
9789757265696
391933
Yetmiş Bin Süryani
Yetmiş Bin Süryani
40.00

Yetmiş Bin Süryani 'de dünyaca ünlü Amerikalı Ermeni yazar William Saroyan'ın bugüne kadar Türkiye'de çok iyi bilinmeyen ilk dönem öyküleri yer alıyor. Bu öykülerde genel olarak, kimlik sorunlarıyla, Ermeniliğiyle, Amerika'yla, yazarlık ruh haliyle, insanoğlunun sürüklendiği savaş ve şiddet girdabıyla hesaplaşmasını ve kendine özgü o saf, insancıl ahlak anlayışıyla önerdiği çözümleri buluyoruz.

Kitapta, yazar şan şöhret kazanmadan önce Amerika'daki Ermeni yayın organlarında yayımlanan ve daha sonra arşivlerin karanlığına gömülen öykülerin yanı sıra, Saroyan'ın ünlenmesini sağlayan, kimi zaman öyküden çok delidolu köşe yazısını andıran yapıtlar da yer alıyor. Saroyan, "politik" olarak tanımlanabilecek öykülerinde ise 1915 yılında yaşananların göçmenlerin gündelik yaşamına etkisini betimliyor. İnsanları insanlık dışına çıkaran, insanlıklarından utandıran çeşitli olaylara bakarken, sorunu, bozukluğu, çıldırmışlığı ve benzeri tüm olumsuzlukları şu ya da bu halkın değil, tüm insanlığın mayasında gören bir yazar olan William Saroyan, her zaman olduğu gibi, Yetmiş Bin Süryani 'de de bastırılmış vicdanların sesi ve nefesi oluyor.

Genç Süryani'ye hoşça kal deyip, dükkândan çıktım...

Olanları düşünüyorum: Süryani ülkesini, berberlik öğrenen Süryani Theodore Badal'ı, sesindeki hüznü, tavırlarındaki umutsuzluğu. Bu, aylar önce, ağustostaydı, ama o günden beri Süryani ülkesini düşünüyor, kadim bir halkın genç, uyanık ama umutsuz evladı Theodore Badal hakkında bir şey söylemek istiyorum. Yetmiş bin Süryani, bu halktan geriye kalan sadece yetmiş bin kişi, gerisi ölüm uykusunda, bütün o azamet harap olmuş ve unutulmuş.

Onu bunu namussuz diye diğerlerinden soyutlamak hakça değil. Ermeni nasıl acı çekerse Türk de acı çeker. Saçma işte, ama bunu bilemezdim o zaman. Bilemezdim şu Türk dediğimiz insanın zorlandığı yola sapan, kendi halinde, dünya tatlısı bir biçare olduğunu. Ondan nefret etmenin, aynı hamurdan çıkma Ermeni'den nefret etmeye eşdeğer olduğunu. Ninem de bilmezdi, hâlâ da bilmiyor. Artık bunun bilincindeyim ben, ama kaç para eder?

  • Açıklama
    • Yetmiş Bin Süryani 'de dünyaca ünlü Amerikalı Ermeni yazar William Saroyan'ın bugüne kadar Türkiye'de çok iyi bilinmeyen ilk dönem öyküleri yer alıyor. Bu öykülerde genel olarak, kimlik sorunlarıyla, Ermeniliğiyle, Amerika'yla, yazarlık ruh haliyle, insanoğlunun sürüklendiği savaş ve şiddet girdabıyla hesaplaşmasını ve kendine özgü o saf, insancıl ahlak anlayışıyla önerdiği çözümleri buluyoruz.

      Kitapta, yazar şan şöhret kazanmadan önce Amerika'daki Ermeni yayın organlarında yayımlanan ve daha sonra arşivlerin karanlığına gömülen öykülerin yanı sıra, Saroyan'ın ünlenmesini sağlayan, kimi zaman öyküden çok delidolu köşe yazısını andıran yapıtlar da yer alıyor. Saroyan, "politik" olarak tanımlanabilecek öykülerinde ise 1915 yılında yaşananların göçmenlerin gündelik yaşamına etkisini betimliyor. İnsanları insanlık dışına çıkaran, insanlıklarından utandıran çeşitli olaylara bakarken, sorunu, bozukluğu, çıldırmışlığı ve benzeri tüm olumsuzlukları şu ya da bu halkın değil, tüm insanlığın mayasında gören bir yazar olan William Saroyan, her zaman olduğu gibi, Yetmiş Bin Süryani 'de de bastırılmış vicdanların sesi ve nefesi oluyor.

      Genç Süryani'ye hoşça kal deyip, dükkândan çıktım...

      Olanları düşünüyorum: Süryani ülkesini, berberlik öğrenen Süryani Theodore Badal'ı, sesindeki hüznü, tavırlarındaki umutsuzluğu. Bu, aylar önce, ağustostaydı, ama o günden beri Süryani ülkesini düşünüyor, kadim bir halkın genç, uyanık ama umutsuz evladı Theodore Badal hakkında bir şey söylemek istiyorum. Yetmiş bin Süryani, bu halktan geriye kalan sadece yetmiş bin kişi, gerisi ölüm uykusunda, bütün o azamet harap olmuş ve unutulmuş.

      Onu bunu namussuz diye diğerlerinden soyutlamak hakça değil. Ermeni nasıl acı çekerse Türk de acı çeker. Saçma işte, ama bunu bilemezdim o zaman. Bilemezdim şu Türk dediğimiz insanın zorlandığı yola sapan, kendi halinde, dünya tatlısı bir biçare olduğunu. Ondan nefret etmenin, aynı hamurdan çıkma Ermeni'den nefret etmeye eşdeğer olduğunu. Ninem de bilmezdi, hâlâ da bilmiyor. Artık bunun bilincindeyim ben, ama kaç para eder?

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat