%25
Türkiye Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı: Kayıplar ve Ölüler Kenti İ
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786057789181
Boyut
16.00x24.00
Sayfa Sayısı
320
Basım Yeri
Ankara
Baskı
1
Basım Tarihi
2021-07
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Türk Sinemasında Aidiyetsizliğin MekanıKayıplar ve Ölüler Kenti İstanbul

Yazar: Şeyma Balcı
Yayınevi : Phoenix Yayınevi
65,00TL
48,75TL
%25
Satışta değil
9786057789181
886826
Türk Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı
Türk Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı Kayıplar ve Ölüler Kenti İstanbul
48.75

1950-1980 aralığındaki filmlerde, hatta bu dönem 2000'lere kadar getirildiğinde nerede olduğunu biliyorken tehdit eden İstanbul aslında varlığıyla bir tehdit sunmaktadır. Merkezin neresi ya da parçalanmamış İstanbul'un nasıl olduğu, görüntü düzeyinde filmlerde görülür. 2000'ler Türk sinemasında İstanbul ‘yokluğuyla bir tehdit' sunmaktadır. Kentin parçalanmasıyla filmlerde İstanbul, aidiyetsiz mekânlarıyla, yaşamanın ve yerleşmenin mümkün olmadığı ‘tehdit eden kent' hâlindedir. Aidiyetini mekânla bir adım ilerisi kentle kuramayan 2000'ler Türk sinemasının karakterleri İstanbul'da huzursuzluk içerisinde yaşarlar. Karakterler mekân olarak bedenleriyle de bir aidiyet ilişkisi kuramazlar. Aidiyet duygusunun mekânı beden, filmlerde kıstırılmışlık, taciz, işkence, tecavüz vb. edimlerle de aidiyetsiz bir mekâna dönüşür. Kentin değişmeyen yanı ya ölümü ya da kaybı kimi zamansa ikisini birden getirmesidir. Filmlerde İstanbul, ölüler kentidir ve mezarlıklar kent adına konuşur: İstanbul'da ölüm olmazsa olmazdır! İstanbul'a ölüm yakışır. Filmler ölümden bağımsızlaşamazlar.

  • Açıklama
    • 1950-1980 aralığındaki filmlerde, hatta bu dönem 2000'lere kadar getirildiğinde nerede olduğunu biliyorken tehdit eden İstanbul aslında varlığıyla bir tehdit sunmaktadır. Merkezin neresi ya da parçalanmamış İstanbul'un nasıl olduğu, görüntü düzeyinde filmlerde görülür. 2000'ler Türk sinemasında İstanbul ‘yokluğuyla bir tehdit' sunmaktadır. Kentin parçalanmasıyla filmlerde İstanbul, aidiyetsiz mekânlarıyla, yaşamanın ve yerleşmenin mümkün olmadığı ‘tehdit eden kent' hâlindedir. Aidiyetini mekânla bir adım ilerisi kentle kuramayan 2000'ler Türk sinemasının karakterleri İstanbul'da huzursuzluk içerisinde yaşarlar. Karakterler mekân olarak bedenleriyle de bir aidiyet ilişkisi kuramazlar. Aidiyet duygusunun mekânı beden, filmlerde kıstırılmışlık, taciz, işkence, tecavüz vb. edimlerle de aidiyetsiz bir mekâna dönüşür. Kentin değişmeyen yanı ya ölümü ya da kaybı kimi zamansa ikisini birden getirmesidir. Filmlerde İstanbul, ölüler kentidir ve mezarlıklar kent adına konuşur: İstanbul'da ölüm olmazsa olmazdır! İstanbul'a ölüm yakışır. Filmler ölümden bağımsızlaşamazlar.

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat