%30
Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook %15 indirimli Kolektif
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786055679170
Boyut
13.50x20.00
Sayfa Sayısı
336
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
3
Basım Tarihi
2022-02
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: "Görülüyorum Öyleyse Varım"

69,00TL
48,30TL
%30
Satışta değil
9786055679170
442169
Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: "Görülüyorum Öyleyse Varım"
Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: "Görülüyorum Öyleyse Varım"
48.30

Toplumsal paylaşım ağı facebook: "görülüyorum öyleyse varım!" adlı bu çalışmada, Facebook kullanımına ve Facebook ortamına ilişkin iki farklı çerçeve çizdik. Facebook kullananların mahrem algısının değişmesi, kamusal alanda gözetim ve denetimi nasıl kavrayarak, uyum sağladıkları ile, Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarında gelişen iki yeni olgu: teşhircilik ve muhbircilik. Bu iki olgu, yeni medyanın gündelik yaşam rutini içerisindeki önemli rolünün de yansılarıdır, denilebilir. Yeni medya döneminde dolaşıma sokulan popüler kültür anlatılarında bireye haz veren artık görüntünün egemenliğidir. Görsel olanın egemenliği, beri yandan da sürekli görmeyi ve görülmeyi de doğal ve meşru hale getirmekte, bu iki edimin de birey tarafından kanıksanmasını sağlamaktadır. Görmek isteyen birey mikro iktidar düzleminde toplumsal paylaşım ağlarında eski ve/veya yeni arkadaşlarını gözetlemekte, makro iktidar düzleminde ise bu bireyin sanal uzamda bıraktığı tüm elektronik ayak izleri başta ulus-devletin emniyet güçleri olmak üzere tüm kapitalist örgütlenmeler tarafından da takip edilmektedir. Toplumsal paylaşım ağlarında tıklanan reklamlar, ziyaret edilen arkadaş hesapları sürekli ve düzenli olarak reklamcılık ve pazarlama şirketleri tarafından ayrıntılı olarak kayıtlanmakta ve kişiselleş(tiril)miş reklam kampanyası veya ürün tanıtımı için bu veri bankası kullanılmaktadır.

Biz bu çalışmada Facebook kullanılmasın demiyoruz; okumalarımızın ve etnografik alan çalışmamız sonunda, Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarını mahrem olgusunun değiştiğinin, ulus-devletin emniyet güçleriyle ve kapitalist şirketlerin reklam ve pazarlama birimleri tarafından veri bankası oluşturma amaçlı gözetlendiğimizin, kendimizin de bizatihi her seferinde başkalarının profillerine, duvarlarına ve görsel paylaşımlarına baktığımızda gözetim ediminde bulunduğumuzun, kendimize de bakılacağını bilerek-tam da bu nedenle "Facebook sahnesi"nde bilerek ve isteyerek belli bir performans sergilediğimizin, görmekten ve göstermekten bir haz aldığımızın farkında olalım, bu farkındalık ile yeni medya ortamlarını kullanalım diyoruz. Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarında "iktidarın gözü", iğne deliğinden oldukça incelikli bir şekilde geçmektedir. Neredeyse, iktidarın kendini tesis etmekteki başarısı görünmezliğinden ve doğallığından kaynaklanmaktadır. Bu incelik üstüne bir de bireyselleşmenin getirdiği "teşhir" etme arzusu eklenince; yukarıda daha önce söz ettiğimiz iki düzlemli/katmanlı iktidar örüntüsü ortaya çıkmaktadır: makro politik ve mikro politik iktidar... Bu her iki düzlemde kurulan iktidar, son kertede bireyi, kendi varoluş koşullarını denetlemek, değiştirmek konusunda güçsüzleştirir; egemen olan durum tanımları tarafından bireyin özerkliği emilir ve sahne performansı, gündelik rutinlerinin güzergâhı belirlenir. Kamusal alan artık özel olanı da içermiştir: ikili ilişkiler, kaygılar, korkular, sevinçler, acılar, hayal kırıklıkları ve umutlar...

  • Açıklama
    • Toplumsal paylaşım ağı facebook: "görülüyorum öyleyse varım!" adlı bu çalışmada, Facebook kullanımına ve Facebook ortamına ilişkin iki farklı çerçeve çizdik. Facebook kullananların mahrem algısının değişmesi, kamusal alanda gözetim ve denetimi nasıl kavrayarak, uyum sağladıkları ile, Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarında gelişen iki yeni olgu: teşhircilik ve muhbircilik. Bu iki olgu, yeni medyanın gündelik yaşam rutini içerisindeki önemli rolünün de yansılarıdır, denilebilir. Yeni medya döneminde dolaşıma sokulan popüler kültür anlatılarında bireye haz veren artık görüntünün egemenliğidir. Görsel olanın egemenliği, beri yandan da sürekli görmeyi ve görülmeyi de doğal ve meşru hale getirmekte, bu iki edimin de birey tarafından kanıksanmasını sağlamaktadır. Görmek isteyen birey mikro iktidar düzleminde toplumsal paylaşım ağlarında eski ve/veya yeni arkadaşlarını gözetlemekte, makro iktidar düzleminde ise bu bireyin sanal uzamda bıraktığı tüm elektronik ayak izleri başta ulus-devletin emniyet güçleri olmak üzere tüm kapitalist örgütlenmeler tarafından da takip edilmektedir. Toplumsal paylaşım ağlarında tıklanan reklamlar, ziyaret edilen arkadaş hesapları sürekli ve düzenli olarak reklamcılık ve pazarlama şirketleri tarafından ayrıntılı olarak kayıtlanmakta ve kişiselleş(tiril)miş reklam kampanyası veya ürün tanıtımı için bu veri bankası kullanılmaktadır.

      Biz bu çalışmada Facebook kullanılmasın demiyoruz; okumalarımızın ve etnografik alan çalışmamız sonunda, Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarını mahrem olgusunun değiştiğinin, ulus-devletin emniyet güçleriyle ve kapitalist şirketlerin reklam ve pazarlama birimleri tarafından veri bankası oluşturma amaçlı gözetlendiğimizin, kendimizin de bizatihi her seferinde başkalarının profillerine, duvarlarına ve görsel paylaşımlarına baktığımızda gözetim ediminde bulunduğumuzun, kendimize de bakılacağını bilerek-tam da bu nedenle "Facebook sahnesi"nde bilerek ve isteyerek belli bir performans sergilediğimizin, görmekten ve göstermekten bir haz aldığımızın farkında olalım, bu farkındalık ile yeni medya ortamlarını kullanalım diyoruz. Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarında "iktidarın gözü", iğne deliğinden oldukça incelikli bir şekilde geçmektedir. Neredeyse, iktidarın kendini tesis etmekteki başarısı görünmezliğinden ve doğallığından kaynaklanmaktadır. Bu incelik üstüne bir de bireyselleşmenin getirdiği "teşhir" etme arzusu eklenince; yukarıda daha önce söz ettiğimiz iki düzlemli/katmanlı iktidar örüntüsü ortaya çıkmaktadır: makro politik ve mikro politik iktidar... Bu her iki düzlemde kurulan iktidar, son kertede bireyi, kendi varoluş koşullarını denetlemek, değiştirmek konusunda güçsüzleştirir; egemen olan durum tanımları tarafından bireyin özerkliği emilir ve sahne performansı, gündelik rutinlerinin güzergâhı belirlenir. Kamusal alan artık özel olanı da içermiştir: ikili ilişkiler, kaygılar, korkular, sevinçler, acılar, hayal kırıklıkları ve umutlar...

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat