%35
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786055765637
Boyut
13.50x19.50
Sayfa Sayısı
70
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2010-10
Çeviren
R. Sevgi Demir
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe
Orijinal Adı
The Boy in the Big Black Box

Siyah Kutudaki Çocuk

Yazar: Rebecca Lisle
Yayınevi : Pupa Yayınları
5,56TL
3,61TL
%35
Satışta değil
9786055765637
461198
Siyah Kutudaki Çocuk
Siyah Kutudaki Çocuk
3.61

Şehir Mektupları'nın baskılarından birinin ön sayfasına bir karikatürünü çizdiren Ahmet Rasim, karikatürün altına Muallim Naci'nin şu dizesini koyar:

"Ben ölsem de devrin gülünçlüklerine resmim güler."

Yemekten sonra nutuk;
Biraz rahatsız olduğu için, istemeye istemeye katıldığı bir dost meclisinde, yenilip içildikten sonra, Ahmet Rasim'e,

"Üstat, bir konuşma lütfetseniz?" derler.

O âna kadar sadece konuşulanlara kulak vermekle yetinen Ahmet Rasim, bu istekten pek hoşlanmaz. Kaşlarını kaldırıp, karşısındakileri şöyle bir süzer... Ama bakar ki, herkes kulak kesilip, onun söyleyeceklerini dinlemeye hazırlanmış... Kurtuluş yok!

Biraz düşündükten sonra, Roma'da, Neron zamanındaki gladyatörlerinden söz açarak konuşmasına başlar ve şöyle devam eder:

"Önce gladyatör meydana çıkarıldı... Sonra bir aslan salındı üstüne. Gladyatör gayet sakin, üstüne gelen aslanın kulağına eğilip bir şey söyler... O öfkeli aslan, kuyruğunu indirip geri dönüp gider... Sonra başka bir aslan bırakılır arenaya. Gladyatör onun kulağına da eğilip bir şey söyler, o da dönüp gider... 6 tane aslan böyle dönüp gidince Neron, gladyatörü çağırır önüne,

"Aslanların kulağına ne söylediğini söylersen seni affedeceğim", der.

Gladyatör, Neron'a şu cevabı verir:

"Kulaklarına eğildiğimde onlara şunu fısıldadım: Aklınızda olsun ha! Yemekten sonra, bir nutuk söylemek zorundasınız."

Aslanın ağzındaki ekmek

Ahmet Rasim'in yaşının ilerlediği ve işsiz kaldığı günler... Yolu Ankara'ya düşer...

Anafartalar Caddesi'nde onu gören dönemin tanınmış gazetecilerinden İsmail Müştak,

"Aman efendim," der, "siz buradasınız da, bize niçin haber vermezsiniz? Nasılsınız, bir emriniz var mı Ankara'da?"

Ahmet Rasim, gülümseyerek,

"Fırınlarda ekmeklerin dört köşe değil, yuvarlak yapılması yüzünden buraya kadar geldim işte," der.

İsmail Müştak, bir şey anlamadığını bakışlarıyla belli edince, Ahmet Rasim devam eder:

"Bir okka ekmek alayım, dedim... Elimden düşüp, yuvarlanmaya başladı. Ekmek önde, ben peşinde buraya kadar koştuk... şaşkın şaşkın, şimdi o ekmeği arıyorum."

İsmail Müştak, o akşam bu konuşmayı Atatürk'e anlatınca, Atatürk,

"Sen ne yaptın İsmail Müştak," der, "yarım asır Türk irfanına hizmet etmiş bir zat, yoksul düşmüş; Ankara'ya ekmek aramaya geldiğini söylemiş; sen hangi otelde kaldığını bile sormamışsın? Hemen bulunup, soframıza davet edilsin!"

Ahmet Rasim, o akşam aranıp bulunur; Atatürk'ün sofrasına davet edilir. Atatürk, kendisine ikramlarda bulunduktan sonra,

"Boş bulunan İstanbul mebusluğunu lütfen kabul eder misiniz?" diye sorar.

Onca yıllık yazı hayatının sonunda, geçim sıkıntısı çekmeye başlayan Ahmet Rasim, bu öneri karşısında çok duygulanır, ayağa kalkarak,

"Ekmek, gerçekten aslanın ağzındaymış," der.

  • Açıklama
    • Şehir Mektupları'nın baskılarından birinin ön sayfasına bir karikatürünü çizdiren Ahmet Rasim, karikatürün altına Muallim Naci'nin şu dizesini koyar:

      "Ben ölsem de devrin gülünçlüklerine resmim güler."

      Yemekten sonra nutuk;
      Biraz rahatsız olduğu için, istemeye istemeye katıldığı bir dost meclisinde, yenilip içildikten sonra, Ahmet Rasim'e,

      "Üstat, bir konuşma lütfetseniz?" derler.

      O âna kadar sadece konuşulanlara kulak vermekle yetinen Ahmet Rasim, bu istekten pek hoşlanmaz. Kaşlarını kaldırıp, karşısındakileri şöyle bir süzer... Ama bakar ki, herkes kulak kesilip, onun söyleyeceklerini dinlemeye hazırlanmış... Kurtuluş yok!

      Biraz düşündükten sonra, Roma'da, Neron zamanındaki gladyatörlerinden söz açarak konuşmasına başlar ve şöyle devam eder:

      "Önce gladyatör meydana çıkarıldı... Sonra bir aslan salındı üstüne. Gladyatör gayet sakin, üstüne gelen aslanın kulağına eğilip bir şey söyler... O öfkeli aslan, kuyruğunu indirip geri dönüp gider... Sonra başka bir aslan bırakılır arenaya. Gladyatör onun kulağına da eğilip bir şey söyler, o da dönüp gider... 6 tane aslan böyle dönüp gidince Neron, gladyatörü çağırır önüne,

      "Aslanların kulağına ne söylediğini söylersen seni affedeceğim", der.

      Gladyatör, Neron'a şu cevabı verir:

      "Kulaklarına eğildiğimde onlara şunu fısıldadım: Aklınızda olsun ha! Yemekten sonra, bir nutuk söylemek zorundasınız."

      Aslanın ağzındaki ekmek

      Ahmet Rasim'in yaşının ilerlediği ve işsiz kaldığı günler... Yolu Ankara'ya düşer...

      Anafartalar Caddesi'nde onu gören dönemin tanınmış gazetecilerinden İsmail Müştak,

      "Aman efendim," der, "siz buradasınız da, bize niçin haber vermezsiniz? Nasılsınız, bir emriniz var mı Ankara'da?"

      Ahmet Rasim, gülümseyerek,

      "Fırınlarda ekmeklerin dört köşe değil, yuvarlak yapılması yüzünden buraya kadar geldim işte," der.

      İsmail Müştak, bir şey anlamadığını bakışlarıyla belli edince, Ahmet Rasim devam eder:

      "Bir okka ekmek alayım, dedim... Elimden düşüp, yuvarlanmaya başladı. Ekmek önde, ben peşinde buraya kadar koştuk... şaşkın şaşkın, şimdi o ekmeği arıyorum."

      İsmail Müştak, o akşam bu konuşmayı Atatürk'e anlatınca, Atatürk,

      "Sen ne yaptın İsmail Müştak," der, "yarım asır Türk irfanına hizmet etmiş bir zat, yoksul düşmüş; Ankara'ya ekmek aramaya geldiğini söylemiş; sen hangi otelde kaldığını bile sormamışsın? Hemen bulunup, soframıza davet edilsin!"

      Ahmet Rasim, o akşam aranıp bulunur; Atatürk'ün sofrasına davet edilir. Atatürk, kendisine ikramlarda bulunduktan sonra,

      "Boş bulunan İstanbul mebusluğunu lütfen kabul eder misiniz?" diye sorar.

      Onca yıllık yazı hayatının sonunda, geçim sıkıntısı çekmeye başlayan Ahmet Rasim, bu öneri karşısında çok duygulanır, ayağa kalkarak,

      "Ekmek, gerçekten aslanın ağzındaymış," der.

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat