%30
Sessiz Şampiyon Kemal Ateş
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786057637444
Boyut
13.50x19.50
Sayfa Sayısı
192
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2020-12
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Sessiz ŞampiyonOlimpiyat Kürsüsünde Bir Köy Enstitülü

Yazar: Kemal Ateş
Yayınevi : h2o Kitap
35,00TL
24,50TL
%30
Satışta değil
9786057637444
870063
Sessiz Şampiyon
Sessiz Şampiyon Olimpiyat Kürsüsünde Bir Köy Enstitülü
24.50

Yıl 1937, eski Amerikan Koleji binasında kurulan Kızılçullu Köy Enstitüsü... Bu “taş mektep”in girişinden süzülen ahşap bavullu gölgelerin en sessizidir Ahmet Bilek. Manisa Kula'dan gelmiştir ve 1960 Roma Yaz Olimpiyatları'nda güreşeceği Maxentius Bazilikası'na giden yolun en başındadır henüz.
Müfredatında sporun “besin” kadar önemli olduğu belirtilen bu kurumda heves ettiği güreş, Yaşar Doğu'nun ziyaretinden sonra bir tutkuya dönüşecek; öğretmenden mühendise her meslekten erbabın, sanatçı ve edebiyatçıların yetiştiği Köy Enstitüleri'nden mezun ilk ve tek olimpiyat şampiyonu olacaktır.
Ders ve idmanlarla geçen eğitimi hasat zamanı köyüne dönüp ailesine yardım zorunluluğuyla bölünse de yılmaz, öğretmenlik yolunda ilerler. Siyasal ve toplumsal dönüşümlerin ortasında okulu değişir, düşünceleri dönüşür, dünyayı tanıması hızlanır.
Uzun kamp dönemleri nedeniyle öğrencilerinin öğretmensiz kalmasına gönlü razı olmadığı için üzülerek mesleğini bırakıp düşük bir aylıkla başka bir işe girecek kadar fedakârdır. Devlet ve toplum ise kendisine karşı ilgisiz. Büyük gayret, mücadele ve stratejiyle kazandığı olimpiyat şampiyonluğundan sonra da bu ilgisizlik sürer.
Emek göçü, beyin göçü derken, Ahmet Bilek'in adından esinlenerek söylersek, bir de “bilek göçü” yaşanır. Diğer şampiyonların bazıları gibi Ahmet Bilek de daha iyi bir yaşam vaat eden Avrupa'ya, Almanya'ya gider: Önce sporcu sonra da antrenör olarak. Ancak trajedileri de peşinden gelir...
Güreşçiler sakatlık ya da yaş dolayısıyla müsabakalardan çekilirken son maçlarının bitiminde ayakkabılarını minderin orta yuvarlağına bırakırlar. Ahmet Bilek'in vedası böyle olmadı, o mücadeleyi minderde bırakmadı…

  • Açıklama
    • Yıl 1937, eski Amerikan Koleji binasında kurulan Kızılçullu Köy Enstitüsü... Bu “taş mektep”in girişinden süzülen ahşap bavullu gölgelerin en sessizidir Ahmet Bilek. Manisa Kula'dan gelmiştir ve 1960 Roma Yaz Olimpiyatları'nda güreşeceği Maxentius Bazilikası'na giden yolun en başındadır henüz.
      Müfredatında sporun “besin” kadar önemli olduğu belirtilen bu kurumda heves ettiği güreş, Yaşar Doğu'nun ziyaretinden sonra bir tutkuya dönüşecek; öğretmenden mühendise her meslekten erbabın, sanatçı ve edebiyatçıların yetiştiği Köy Enstitüleri'nden mezun ilk ve tek olimpiyat şampiyonu olacaktır.
      Ders ve idmanlarla geçen eğitimi hasat zamanı köyüne dönüp ailesine yardım zorunluluğuyla bölünse de yılmaz, öğretmenlik yolunda ilerler. Siyasal ve toplumsal dönüşümlerin ortasında okulu değişir, düşünceleri dönüşür, dünyayı tanıması hızlanır.
      Uzun kamp dönemleri nedeniyle öğrencilerinin öğretmensiz kalmasına gönlü razı olmadığı için üzülerek mesleğini bırakıp düşük bir aylıkla başka bir işe girecek kadar fedakârdır. Devlet ve toplum ise kendisine karşı ilgisiz. Büyük gayret, mücadele ve stratejiyle kazandığı olimpiyat şampiyonluğundan sonra da bu ilgisizlik sürer.
      Emek göçü, beyin göçü derken, Ahmet Bilek'in adından esinlenerek söylersek, bir de “bilek göçü” yaşanır. Diğer şampiyonların bazıları gibi Ahmet Bilek de daha iyi bir yaşam vaat eden Avrupa'ya, Almanya'ya gider: Önce sporcu sonra da antrenör olarak. Ancak trajedileri de peşinden gelir...
      Güreşçiler sakatlık ya da yaş dolayısıyla müsabakalardan çekilirken son maçlarının bitiminde ayakkabılarını minderin orta yuvarlağına bırakırlar. Ahmet Bilek'in vedası böyle olmadı, o mücadeleyi minderde bırakmadı…

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat