%60
Mezarlar Ne Söyler? Halil Cibran
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786059133425
Boyut
13.50x21.00
Sayfa Sayısı
179
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2016-03
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Mezarlar Ne Söyler?

28,00TL
11,20TL
%60
Satışta değil
9786059133425
633179
Mezarlar Ne Söyler?
Mezarlar Ne Söyler?
11.20

Bu dünyadan göç etmiş olan insanların, geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz? Nasıl mı? Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla. Mezarlar Ne Söyler? kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin. Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir. Ağaçların arasından genç bir kız göründü. Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı. Tedirgindi. Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu. Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü. Bir anda dünyası karardı. Yürek parçalayan çığlıklar kopardı. Delikanlının üzerine kapandı. Onu bağrına bastı. Titriyordu. Gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Parmak uçlarıyla, onun kıvırcık saçlarını okşuyor, ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu. Sonunda bitkin düştü. Gücü kesildi. Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı. Genişçe bir mezar açtı. Cesedi mezara taşıdı. Yavaşça yatırdı. Kanlı başını omuzlarının arasına koydu. Üzerini toprakla örttü. Başucuna, başını kesen kılıcı dikti. Tam dönmek üzereyken, ona doğru yürüdüm. Ürktü. Korkuyla titredi. Sonra başını önüne eğdi. Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu. İç çekerek şöyle dedi:

“İstersen beni krala şikâyet edebilirsin. Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken, onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense, ölmek benim için daha iyidir.”

Şöyle dedim:

“Benden korkma bahtsız kızım. Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum. O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı? Sen asıl bunu anlat bana.”

Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı:

“Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu. Bizim tarlamıza geldi. Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü. Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu. Oysa babam çok fakir bir çiftçidir. Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere, yakaladı. Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı. Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı. Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim. Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı. Kumandan çılgına döndü. Onu öldürmeye kalktı. Nişanlım ondan önce davrandı. Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı. Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü. Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı. Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi. Bir süre sonra askerler geldi. Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler.”

  • Açıklama
    • Bu dünyadan göç etmiş olan insanların, geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz? Nasıl mı? Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla. Mezarlar Ne Söyler? kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin. Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir. Ağaçların arasından genç bir kız göründü. Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı. Tedirgindi. Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu. Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü. Bir anda dünyası karardı. Yürek parçalayan çığlıklar kopardı. Delikanlının üzerine kapandı. Onu bağrına bastı. Titriyordu. Gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Parmak uçlarıyla, onun kıvırcık saçlarını okşuyor, ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu. Sonunda bitkin düştü. Gücü kesildi. Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı. Genişçe bir mezar açtı. Cesedi mezara taşıdı. Yavaşça yatırdı. Kanlı başını omuzlarının arasına koydu. Üzerini toprakla örttü. Başucuna, başını kesen kılıcı dikti. Tam dönmek üzereyken, ona doğru yürüdüm. Ürktü. Korkuyla titredi. Sonra başını önüne eğdi. Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu. İç çekerek şöyle dedi:

      “İstersen beni krala şikâyet edebilirsin. Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken, onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense, ölmek benim için daha iyidir.”

      Şöyle dedim:

      “Benden korkma bahtsız kızım. Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum. O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı? Sen asıl bunu anlat bana.”

      Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı:

      “Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu. Bizim tarlamıza geldi. Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü. Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu. Oysa babam çok fakir bir çiftçidir. Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere, yakaladı. Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı. Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı. Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim. Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı. Kumandan çılgına döndü. Onu öldürmeye kalktı. Nişanlım ondan önce davrandı. Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı. Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü. Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı. Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi. Bir süre sonra askerler geldi. Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler.”

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat