İslam Hukukunda Sünnetin Yasal Konumu %10 indirimli Ebu`l Ala Mevdudi
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9789757621522
Boyut
13.50x21.00
Sayfa Sayısı
238
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2007
Çeviren
Halid Zaferullah Daudi
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe
Orijinal Adı
Sünnet Ki Aini Haysiyyet

İslam Hukukunda Sünnetin Yasal Konumu

19,55TL
Satışta değil
9789757621522
566484
İslam Hukukunda Sünnetin Yasal Konumu
İslam Hukukunda Sünnetin Yasal Konumu
19.55

Sünnet inkar fitnesi, İslam tarihinde ilk olarak h.2. yüzyılda ortaya çıktı. Bu fitneyi ortaya çıkaranlar, Mutezile ve Hariciler idi. Haricilerin buna gerek duymalarının sebebi şu idi; Peygamberin talimatlarını içeren, toplumu bir düzen ve intizama sokan ve mevcudiyetinde haricilerin aşırı görüşlerinin tutunamadığı sünnet, İslam toplumunda yaymak istedikleri fitne yolunda kendilerine engel olmaktaydı. Bu sebeble hariciler, hadislerin sıhhatinde şüphe ve sünnetin vacibu'l-ittiba olmasını inkar şeklinde iki yönlü bir siyaset izlediler. Mutezile aynı yola başvurdu. Çünkü onlar, Acem ve Yunan felsefeleriyle ilk karşılaştıklarında, islami akide, usul ve hükümler hakkında zihinlerde şüphe ve belirsizlikleri tamamen anlamadan şu veya bu şekilde çözmek istiyorlardı. Onlar felsefe adıyla gelen her şeyi tamamen aklın gereği kabul edip İslam inanç ve esasların bu sözde akli gereklere göre yorumlanmasını istediler. Ne var ki bu yolda hadis ve sünnete engel teşkil etti. Bu nedenle onlar da Hariciler gibi hadisin şüpheli olduğunu söyleyerek sünnetin hüccet oluşunu inkar ettiler.



  • Açıklama
    • Sünnet inkar fitnesi, İslam tarihinde ilk olarak h.2. yüzyılda ortaya çıktı. Bu fitneyi ortaya çıkaranlar, Mutezile ve Hariciler idi. Haricilerin buna gerek duymalarının sebebi şu idi; Peygamberin talimatlarını içeren, toplumu bir düzen ve intizama sokan ve mevcudiyetinde haricilerin aşırı görüşlerinin tutunamadığı sünnet, İslam toplumunda yaymak istedikleri fitne yolunda kendilerine engel olmaktaydı. Bu sebeble hariciler, hadislerin sıhhatinde şüphe ve sünnetin vacibu'l-ittiba olmasını inkar şeklinde iki yönlü bir siyaset izlediler. Mutezile aynı yola başvurdu. Çünkü onlar, Acem ve Yunan felsefeleriyle ilk karşılaştıklarında, islami akide, usul ve hükümler hakkında zihinlerde şüphe ve belirsizlikleri tamamen anlamadan şu veya bu şekilde çözmek istiyorlardı. Onlar felsefe adıyla gelen her şeyi tamamen aklın gereği kabul edip İslam inanç ve esasların bu sözde akli gereklere göre yorumlanmasını istediler. Ne var ki bu yolda hadis ve sünnete engel teşkil etti. Bu nedenle onlar da Hariciler gibi hadisin şüpheli olduğunu söyleyerek sünnetin hüccet oluşunu inkar ettiler.



  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat