%39
Emirsultan-Heykel Arasında Nostaljik Bir Gezinti Ekrem Hayri Peker
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786257243070
Boyut
13.50x21.00
Sayfa Sayısı
253
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2020-09
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Emirsultan-Heykel Arasında Nostaljik Bir Gezinti

55,86TL
33,52TL
%39
Satışta değil
9786257243070
844730
Emirsultan-Heykel Arasında Nostaljik Bir Gezinti
Emirsultan-Heykel Arasında Nostaljik Bir Gezinti
33.52

2014 yılında yitirdiğimiz ünlü edebiyatçı Marquez anılarını dile getirdiği Anlatmak İçin Yaşamak adlı kitabında “Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır” demiştir.

Yaşımız büyürken, yıllar geçerken Bursa da değişti ve eski kimliğini yitirdi. Yazdıklarım önce birkaç sayfaydı. Anılar geldi sayfalara yerleşti. Yazmak için 1960-1980 yılları seçtim. Neden bu yıllar derseniz bu yıllarda Bursa kimliğini korudu, gelenleri içine aldı. Ama seksen sonrası gelen göç içinde boğulup gitti, sadece boğulmadı, kimliğini de kaybetti. Metropol da olamadı. Sadece nüfusu fazla olan bir şehir oldu. Şehri yönetenlerde bunun farkında olduğu için ha bire kimlik arıyorlar; Felsefe şehri Bursa gibi. En ironik olanı bir zamanlar şehir girişine asılı olan Kalite şehri Bursa ibaresiydi. Kimliğini kaybedince kişiliğini de kaybedersin.
Şehrin yerlileri azınlığa düşüp, bir de yerel iktidarı kaybedince şehir kimliğini iyice kaybediyor. Onları da anlamak lazım, bu şehirle ilgili anıları yok ki?

Şair, “Saçımızı hangi yöne tarasak çirkindik” demişti. Demişti ama ceplerimizden birer tarak ve arkası kuşlu aynalar eksik olmazdı. Papatya fallarının revaçta olduğu yıllardı. Falımız seviyor çıkana kadar zavallı çiçekleri yolardık. Aşklarımız da platonikti. Bazen bir bakışa ömür verdik. Hit parçamız; Seni Uzaktan Sevmek, Aşkların En Güzeli şarkısıydı.

Fransız yazar Roland Barthes: “Şehir bir yazıdır, okur onu istediği gibi okur” diye yazmış. Ben böyle okudum, umarım farklı okuyanlar da çıkar, okuduklarını yazıya dökerler.

  • Açıklama
    • 2014 yılında yitirdiğimiz ünlü edebiyatçı Marquez anılarını dile getirdiği Anlatmak İçin Yaşamak adlı kitabında “Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır” demiştir.

      Yaşımız büyürken, yıllar geçerken Bursa da değişti ve eski kimliğini yitirdi. Yazdıklarım önce birkaç sayfaydı. Anılar geldi sayfalara yerleşti. Yazmak için 1960-1980 yılları seçtim. Neden bu yıllar derseniz bu yıllarda Bursa kimliğini korudu, gelenleri içine aldı. Ama seksen sonrası gelen göç içinde boğulup gitti, sadece boğulmadı, kimliğini de kaybetti. Metropol da olamadı. Sadece nüfusu fazla olan bir şehir oldu. Şehri yönetenlerde bunun farkında olduğu için ha bire kimlik arıyorlar; Felsefe şehri Bursa gibi. En ironik olanı bir zamanlar şehir girişine asılı olan Kalite şehri Bursa ibaresiydi. Kimliğini kaybedince kişiliğini de kaybedersin.
      Şehrin yerlileri azınlığa düşüp, bir de yerel iktidarı kaybedince şehir kimliğini iyice kaybediyor. Onları da anlamak lazım, bu şehirle ilgili anıları yok ki?

      Şair, “Saçımızı hangi yöne tarasak çirkindik” demişti. Demişti ama ceplerimizden birer tarak ve arkası kuşlu aynalar eksik olmazdı. Papatya fallarının revaçta olduğu yıllardı. Falımız seviyor çıkana kadar zavallı çiçekleri yolardık. Aşklarımız da platonikti. Bazen bir bakışa ömür verdik. Hit parçamız; Seni Uzaktan Sevmek, Aşkların En Güzeli şarkısıydı.

      Fransız yazar Roland Barthes: “Şehir bir yazıdır, okur onu istediği gibi okur” diye yazmış. Ben böyle okudum, umarım farklı okuyanlar da çıkar, okuduklarını yazıya dökerler.

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat