%25
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9789944188487
Boyut
14.00x21.00
Sayfa Sayısı
500
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2015
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Eleştirmen : Mehmet Yaşar Bilen'e Mektuplar - 1Mehmet Yaşar Bilen'e Mektuplar

Yazar: Kolektif
Yayınevi : Sarissa Yayınları
50,00TL
37,50TL
%25
Satışta değil
9789944188487
565011
Eleştirmen : Mehmet Yaşar Bilen'e Mektuplar - 1
Eleştirmen : Mehmet Yaşar Bilen'e Mektuplar - 1 Mehmet Yaşar Bilen'e Mektuplar
37.50

Eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen'in Belgeliğinden Kitaba Dönüşen Mektuplar

Kemal Demiray, "Mektup"u "İnsanlar arasındaki sosyal ilişkilerden, kişisel ve sosyal sorunlar üzerinde düşünce alışverişi gereksinmesinden doğmuş bir anlatım yolu" olarak tanımlar. Ataç ise "…Her yazı mektuptur. Şiir, hikâye olsun; deneme, eleştirme olsun, hepsi birer mektuptur." der. Demiray, Ataç'ın bu değerlendirmesi üzerine "Her yazı bir mektuptur ama her yazı mektup gibi yazılmaz. Mektup yazan adam ille de bir konuda kalacağım diye çırpınmaz, oradan oraya geçer, yukarıda bir diyeceğini unutmuşsa onu aşağıya yazıverir, kendinden açar, ahbaplarını arkadaşlarını anlatır." diye belirtir düşüncelerini. Tarihin derinliklerinde kalan onca kişinin duygu ve düşüncelerini en sıcak en duygulu bir şekilde öğrenmek, mektuplar sayesinde olmuştur. Sultanlar, krallar, imparatorlar, düşünürler, bilim ve yazın insanları, politikacılar… duygu ve düşüncelerini dile getiren mektuplarla karşısındakilere kendilerini çok yönlü anlatmanın yolunu aramışlardır.

Tarihe baktığımızda; 2. Murat'ın Evrenos Bey'e, Zaifi'nin Kanuni'nin damadı Rüstem Paşa'ya, Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi'nin dört hanımına, Namık Kemal'in Recaizade Mahmut Ekrem'e, Halit Ziya'nın Tevfik Fikret'e, Tevfik Fikret'in Süleyman Nazif ile Mehmet Emin Yurdakul'a, Ziya Gökalp'in kızlarına, Memduh Şevket Esendal'ın oğullarına, Ömer Seyfettin'in Ali Canip Bey'e, Orhan Kemal'in Fikret Otyam'a, Fikret Otyam'ın Orhan Kemal'e, Sabahattin Ali'nin, karısı Aliye Ali'ye; Orhan Veli'nin, sevgilisi Nahit Hanım'a; Aziz Nesin'in, oğlu Ali Nesin'e yazdıkları yazın dünyası için nasıl da değer taşır.

Atatürk'ün Özel Mektupları adlı yapıtta, onun yakın dostlarına yazdığı 80'den fazla mektup vardır. Savaş yıllarında, barış sonrasında yazılan onca mektup bir dönemin toplumsal yaşamına da ışık tutar. Halide Edip'in Mustafa Kemal'e, Yahya Kemal'in Cevdet Kudret'e, Ataç başta olmak üzere Varlık'ta yazan yüzlerce kişinin Yaşar Nabi Nayır'a, Yaşar Nabi Nayır'ın kendine yazan kişilere gönderdiği mektuplar, özellikle de Nâzım Hikmet'in Kemal Tahir'e, Vâlâ Nurettin'e, Müzehher Vâ-Nû'ya, Memet Fuat'a yazdıkları, nasıl da değer taşır yazın tarihçilerince. Nâzım'ın "Piraye'ye Mektuplar"ını ise başlı başına bir klasik saymak yerinde olur. Batı Edebiyatında Virginia Woolf'un intiharın eşiğindeyken eşine, Ezra Paund'un James Joyce'a, Puşkin'in D. Suhoruk'a; Rimbaud'un Verlain'e, Verlain'in Rimbaud'ya, Lermantov'un Bayan M.A. Lopuhina'ya, Rilke'nin genç bir şair'e (Sevgili Bay Kappus'a) Kafka'nın, sevgilisi Milena'ya ve babasına yazdıkları, dünya edebiyatına yön veren yazarların iç dünyalarını öğrenmede önemli birer belge niteliğindedir.

Bugün mektuplaşmanın neresindeyiz. 80'li yıllara değin çoğu kişinin belgeliğinde binlerce mektup bulunurken, teknolojinin egemenliğini sürdürdüğü çağımızda, mektup artık yaşamımızdan bütünüyle çıkıverdi. Çoğu kişi birilerine mektup yazmıyor, birilerinden mektup da almıyor. Mesaj (ileti) gönderiyor, çetleşiyor. Bütün duygu ve düşünceler, internet dünyası içinde bir "tık"la hallediliyor. Gönderdiğiniz metnin yanıtını günlerce beklemiyorsunuz. Bir dakika sonra yanıtınız geliyor. Sonra da bu duygu ve düşünceler, bilgisayar kapanınca kararıp gidiyor. Elinizdeki kitap, mektuplaşmanın yoğun olduğu dönemin dünyasından süzülüp geliyor. Eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen, 60'lı yıllardan 90'lara uzanan süreçte yazıştığı değerlerimizden aldığı mektuplardan bir seçme yapmış. Bugün birçoğunu yitirdiğimiz değerlerimiz, o yıllarda sevgiyle, coşkuyla büyük özveride bulunarak Bilen'e duygu ve düşüncelerini aktarmışlar. Bu yazılanlar onların yaşam ve yapıtlarına eklenen bir duyarlık, bir zenginlik olarak da algılanabilir.

Mektuplarda dönemin yayın sorunları, yayımlanan kitaplar, dergiler içinde bulunulan toplumsal koşullar, ödüller, bir yana; mektup yazanların sağlık ve ekonomik koşulları aynı kulvarda koştuğu kişilerle olan bağlantıları, değerlendirmeleri, eleştirileri, yayımlanan yapıtlarla ilgili görüşleri de ayrıntılı olarak yer alıyor. Bilen'e mektup yazan değerlerimizin kimilerinin adlarını vermek, yapıtın içeriğini anlaşılır kılmak açısından yeterlidir sanırız. İşte saatlerini zamanın yazı makinesinin (daktilo) başında mektup yazmak için geçiren değerlerimizin kimileri: Fakir Baykurt, Aziz Nesin, Fikret Otyam, Asım Bezirci, Adnan Yücel, Ali İhsan Mıhçı, Ahmet Özer, Ahmet Say, Arif Damar, Alpay Kabacalı, Ayla Kutlu, Ali Yüce, Doğan Hızlan, Enver Atılgan, Hilmi Yavuz, İbrahim Oluklu, Hüseyin Yurttaş, İsmet Kemal Karadayı, Burhan Günel, Mehmet Başaran, Naim Tiralı, Necati Cumalı, Berin Taşan, Oktay Akbal, Salah Birsel, Orhan Çubukçu, Metin Güven, Öner Yağcı, Remzi İnanç, Samim Kocagöz, Tekin Sönmez, Veysel Çolak, Vecihi Timuroğlu, Yekta Güngör Özden, Zihni T. Anadol, Taki Akkuş…

Kuşkusuz Bilen'e gelen mektupların tümü bu adlarla sınırlı değil. Daha binlerce mektubun onun belgeliğinde yer tuttuğu bir gerçek. Bir de şu gerçeği belirtmekte yarar var. Toplumumuzun yaşadığı 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri nedeniyle çoğu kişi yaşadığı gerilim içinde belgeliğindeki onca güzelim mektubu, onca fotoğrafı yırtmak, yakmak zorunda kalmıştır. Okuyacağınız bu mektupların gün yüzüne çıkışı, bütün o zorluklara göğüs gerilerek başarılmıştır denilebilir. Bir Eleştirmene Mektuplar için özetle şu denilebilir: "Yazının kabına sığmaz dünyasının bir ürünü olan mektuplar, çoğu değerimizin sevinçleri kadar hüzünlerini, coşkuları kadar küskünlüklerini, umutları kadar kaygılarını da dile getiriyor. Mektubun en katışıksız yazın türü olduğu düşünüldüğünde, yazılanların, yazan kadar okuyanı da kucaklayan bir duyarlığı geliştirdiğini belirtebiliriz.

Taşrada yaşayan bir gencin -eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen'in - yazın'ın saygın kişileriyle kurduğu iletişimin böylesine zengin anlatımlı mektuplarla donatılması, bu alana emek vereceklerin önünü açacağı gibi çoğu kişinin dünyasını da ışıtmaya yetecek. Mektuplarda, Yazın dünyamızın nice bilinmezi boy veriyor. Beğeniler, özveriler kadar tartışmalar, eleştiriler, acımasız tavırlar da kendini gösteriyor. Yargılar, yayınlar, ödüller kadar yayıncılığın sorunları da ele alınıyor. Sevginin, coşkunun, içtenliğin geniş bir alan yarattığı bu mektuplar, yazının büyüsünü duyarlı insanlara bir güzellik olarak da sunuyor. Okuyun, iç dünyanız onlarla güzelleşecektir." Bir Eleştirmene Mektuplar, masal güzelliğinde büyülü bir dünya katıyor yaşamımıza. Sarissa Yayınları olarak, bunca değerimizin yüreğinden süzülen güzelliğe sahip çıkmanın onurunu taşıyoruz.

  • Açıklama
    • Eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen'in Belgeliğinden Kitaba Dönüşen Mektuplar

      Kemal Demiray, "Mektup"u "İnsanlar arasındaki sosyal ilişkilerden, kişisel ve sosyal sorunlar üzerinde düşünce alışverişi gereksinmesinden doğmuş bir anlatım yolu" olarak tanımlar. Ataç ise "…Her yazı mektuptur. Şiir, hikâye olsun; deneme, eleştirme olsun, hepsi birer mektuptur." der. Demiray, Ataç'ın bu değerlendirmesi üzerine "Her yazı bir mektuptur ama her yazı mektup gibi yazılmaz. Mektup yazan adam ille de bir konuda kalacağım diye çırpınmaz, oradan oraya geçer, yukarıda bir diyeceğini unutmuşsa onu aşağıya yazıverir, kendinden açar, ahbaplarını arkadaşlarını anlatır." diye belirtir düşüncelerini. Tarihin derinliklerinde kalan onca kişinin duygu ve düşüncelerini en sıcak en duygulu bir şekilde öğrenmek, mektuplar sayesinde olmuştur. Sultanlar, krallar, imparatorlar, düşünürler, bilim ve yazın insanları, politikacılar… duygu ve düşüncelerini dile getiren mektuplarla karşısındakilere kendilerini çok yönlü anlatmanın yolunu aramışlardır.

      Tarihe baktığımızda; 2. Murat'ın Evrenos Bey'e, Zaifi'nin Kanuni'nin damadı Rüstem Paşa'ya, Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi'nin dört hanımına, Namık Kemal'in Recaizade Mahmut Ekrem'e, Halit Ziya'nın Tevfik Fikret'e, Tevfik Fikret'in Süleyman Nazif ile Mehmet Emin Yurdakul'a, Ziya Gökalp'in kızlarına, Memduh Şevket Esendal'ın oğullarına, Ömer Seyfettin'in Ali Canip Bey'e, Orhan Kemal'in Fikret Otyam'a, Fikret Otyam'ın Orhan Kemal'e, Sabahattin Ali'nin, karısı Aliye Ali'ye; Orhan Veli'nin, sevgilisi Nahit Hanım'a; Aziz Nesin'in, oğlu Ali Nesin'e yazdıkları yazın dünyası için nasıl da değer taşır.

      Atatürk'ün Özel Mektupları adlı yapıtta, onun yakın dostlarına yazdığı 80'den fazla mektup vardır. Savaş yıllarında, barış sonrasında yazılan onca mektup bir dönemin toplumsal yaşamına da ışık tutar. Halide Edip'in Mustafa Kemal'e, Yahya Kemal'in Cevdet Kudret'e, Ataç başta olmak üzere Varlık'ta yazan yüzlerce kişinin Yaşar Nabi Nayır'a, Yaşar Nabi Nayır'ın kendine yazan kişilere gönderdiği mektuplar, özellikle de Nâzım Hikmet'in Kemal Tahir'e, Vâlâ Nurettin'e, Müzehher Vâ-Nû'ya, Memet Fuat'a yazdıkları, nasıl da değer taşır yazın tarihçilerince. Nâzım'ın "Piraye'ye Mektuplar"ını ise başlı başına bir klasik saymak yerinde olur. Batı Edebiyatında Virginia Woolf'un intiharın eşiğindeyken eşine, Ezra Paund'un James Joyce'a, Puşkin'in D. Suhoruk'a; Rimbaud'un Verlain'e, Verlain'in Rimbaud'ya, Lermantov'un Bayan M.A. Lopuhina'ya, Rilke'nin genç bir şair'e (Sevgili Bay Kappus'a) Kafka'nın, sevgilisi Milena'ya ve babasına yazdıkları, dünya edebiyatına yön veren yazarların iç dünyalarını öğrenmede önemli birer belge niteliğindedir.

      Bugün mektuplaşmanın neresindeyiz. 80'li yıllara değin çoğu kişinin belgeliğinde binlerce mektup bulunurken, teknolojinin egemenliğini sürdürdüğü çağımızda, mektup artık yaşamımızdan bütünüyle çıkıverdi. Çoğu kişi birilerine mektup yazmıyor, birilerinden mektup da almıyor. Mesaj (ileti) gönderiyor, çetleşiyor. Bütün duygu ve düşünceler, internet dünyası içinde bir "tık"la hallediliyor. Gönderdiğiniz metnin yanıtını günlerce beklemiyorsunuz. Bir dakika sonra yanıtınız geliyor. Sonra da bu duygu ve düşünceler, bilgisayar kapanınca kararıp gidiyor. Elinizdeki kitap, mektuplaşmanın yoğun olduğu dönemin dünyasından süzülüp geliyor. Eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen, 60'lı yıllardan 90'lara uzanan süreçte yazıştığı değerlerimizden aldığı mektuplardan bir seçme yapmış. Bugün birçoğunu yitirdiğimiz değerlerimiz, o yıllarda sevgiyle, coşkuyla büyük özveride bulunarak Bilen'e duygu ve düşüncelerini aktarmışlar. Bu yazılanlar onların yaşam ve yapıtlarına eklenen bir duyarlık, bir zenginlik olarak da algılanabilir.

      Mektuplarda dönemin yayın sorunları, yayımlanan kitaplar, dergiler içinde bulunulan toplumsal koşullar, ödüller, bir yana; mektup yazanların sağlık ve ekonomik koşulları aynı kulvarda koştuğu kişilerle olan bağlantıları, değerlendirmeleri, eleştirileri, yayımlanan yapıtlarla ilgili görüşleri de ayrıntılı olarak yer alıyor. Bilen'e mektup yazan değerlerimizin kimilerinin adlarını vermek, yapıtın içeriğini anlaşılır kılmak açısından yeterlidir sanırız. İşte saatlerini zamanın yazı makinesinin (daktilo) başında mektup yazmak için geçiren değerlerimizin kimileri: Fakir Baykurt, Aziz Nesin, Fikret Otyam, Asım Bezirci, Adnan Yücel, Ali İhsan Mıhçı, Ahmet Özer, Ahmet Say, Arif Damar, Alpay Kabacalı, Ayla Kutlu, Ali Yüce, Doğan Hızlan, Enver Atılgan, Hilmi Yavuz, İbrahim Oluklu, Hüseyin Yurttaş, İsmet Kemal Karadayı, Burhan Günel, Mehmet Başaran, Naim Tiralı, Necati Cumalı, Berin Taşan, Oktay Akbal, Salah Birsel, Orhan Çubukçu, Metin Güven, Öner Yağcı, Remzi İnanç, Samim Kocagöz, Tekin Sönmez, Veysel Çolak, Vecihi Timuroğlu, Yekta Güngör Özden, Zihni T. Anadol, Taki Akkuş…

      Kuşkusuz Bilen'e gelen mektupların tümü bu adlarla sınırlı değil. Daha binlerce mektubun onun belgeliğinde yer tuttuğu bir gerçek. Bir de şu gerçeği belirtmekte yarar var. Toplumumuzun yaşadığı 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri nedeniyle çoğu kişi yaşadığı gerilim içinde belgeliğindeki onca güzelim mektubu, onca fotoğrafı yırtmak, yakmak zorunda kalmıştır. Okuyacağınız bu mektupların gün yüzüne çıkışı, bütün o zorluklara göğüs gerilerek başarılmıştır denilebilir. Bir Eleştirmene Mektuplar için özetle şu denilebilir: "Yazının kabına sığmaz dünyasının bir ürünü olan mektuplar, çoğu değerimizin sevinçleri kadar hüzünlerini, coşkuları kadar küskünlüklerini, umutları kadar kaygılarını da dile getiriyor. Mektubun en katışıksız yazın türü olduğu düşünüldüğünde, yazılanların, yazan kadar okuyanı da kucaklayan bir duyarlığı geliştirdiğini belirtebiliriz.

      Taşrada yaşayan bir gencin -eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen'in - yazın'ın saygın kişileriyle kurduğu iletişimin böylesine zengin anlatımlı mektuplarla donatılması, bu alana emek vereceklerin önünü açacağı gibi çoğu kişinin dünyasını da ışıtmaya yetecek. Mektuplarda, Yazın dünyamızın nice bilinmezi boy veriyor. Beğeniler, özveriler kadar tartışmalar, eleştiriler, acımasız tavırlar da kendini gösteriyor. Yargılar, yayınlar, ödüller kadar yayıncılığın sorunları da ele alınıyor. Sevginin, coşkunun, içtenliğin geniş bir alan yarattığı bu mektuplar, yazının büyüsünü duyarlı insanlara bir güzellik olarak da sunuyor. Okuyun, iç dünyanız onlarla güzelleşecektir." Bir Eleştirmene Mektuplar, masal güzelliğinde büyülü bir dünya katıyor yaşamımıza. Sarissa Yayınları olarak, bunca değerimizin yüreğinden süzülen güzelliğe sahip çıkmanın onurunu taşıyoruz.

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat