%35
Divan-ı İlahiyat - İstanbullu Bir Eren Senayi Hasan Şabani %15 indirim
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786058669321
Boyut
13.50x20.00
Sayfa Sayısı
334
Baskı
1
Basım Tarihi
2013-02
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Divan-ı İlahiyat - İstanbullu Bir Eren Senayi Hasan Şabani

Yayınevi : H Yayınları
75,00TL
48,75TL
%35
Satışta değil
9786058669321
512656
Divan-ı İlahiyat - İstanbullu Bir Eren Senayi Hasan Şabani
Divan-ı İlahiyat - İstanbullu Bir Eren Senayi Hasan Şabani
48.75

Erenler, "aşk söyletir, dert ağlatır." demişler. Tevhîdin nûruyla gönlü coşan ve aşkını ifşâ eden Hak âşıklarından birisi de 17. ve 18. Asırlarda İstanbul'da yaşayan Şabânî Halvetîlerinden Senâyî Hasan Efendi'dir. Senâyî, büyük bestekar Enfi Hasan Efendi'nin oğlu, Üsküdarlı Şeyh Nasûhî ve oğlu Alaaddin Efendi'nin yetiştirdiği bir aşk ve irfân ehlidir.

Medrese eğitiminden geçtiği anlaşılan ve bir müddet Filibe Kadılığı da yapan Senâyî, şeyhi Nasûhî Efendi hakkında bir menakıpnâme, Celvetiyye'nin ve mensubu olduğu Şabânî Halvetîlerinin manzûm silsilenâmelerini kaleme almıştır. Mutasavvıfın bu eserlerinden başka ilâhîlerini derlediği bir de gayr-ı mürettep Divân-ı İlâhiyâtı bulunmaktadır. Elinizdeki bu eser Senâyî'nin söz konusu edilen bu ilâhîleridir. Mutasavvıf şair, kanaatimizce mecmûasındaki ilâhîlerini mürettep bir dîvân haline getirememiştir. Zira elimizdeki dört ayrı yazma mecmûada şairin kendisine ait müşterek şiirlerin yanında sadece o yazmada bulunan şiirler de bulunmaktadır.

Senâyî manzumelerini genellikle aruzla, çok az da hece ile kaleme almıştır. Dîvân'da, gazel, kaside, murabba, müseddes, müsebba gibi nazım şekillerinin yanında az da olsa, koşma örnekleri görülür. Şair, zaman zaman özgün ilâhîler yazmışsa da, umumiyetle Niyâzî-i Mısrî, Yunus Emre, Azîz Mahmûd Hüdâyî, Üsküdarlı Nasûhî ve Abdülhay Celvetî gibi sûfîlerin etkisinde kalmıştır. Bu sebeple pek çok şiirinde nazire kokusu vardır. Mevlânâ, Hâfız ve Molla Câmi gibi doğunun âbide şahsiyetlerini okuduğu anlaşılan mutasavvıf şair, bu birikimini almış olduğu medrese kültürüyle de birleştirince ortaya karma bir üslup çıkmıştır. Bu kültür, dîvânına mülemmâ şeklinde yansımaktadır. Dolayısıyla o, zaman zaman Arapça ve Farsça mülemmâlar da yazmıştır.

Fahr-ı âlem âşıkları
Halvetîler derler bize
Râh-ı Hakk'ın sâlikleri
Halvetîler derler bize

Peyreviz Ehl-i Abâ'ya
Girmişiz fakr u fenâya
Meylimiz yok mâsivâya
Halvetîler derler bize

Âl u ashâba dâimâ
Eyleriz cânımız fedâ
Reh-nümâmızdır Murtazâ
Halvetîler derler bize

Komayız dilde teşvîşi
Sağ ederiz çürük işi
Hazret-i Alî dervîşi
Halvetîler derler bize

Ederiz Hû ile devrân
Hâ'il olmaz kevn ü mekân
Ayn-ı ayâna vâsilân
Halvetîler derler bize

Bizdedir aşk-ı Îlâhî
Bulmuşuz biz doğru râhı
Senâyî seven Allah'ı
Halvetîler derler bize

  • Açıklama
    • Erenler, "aşk söyletir, dert ağlatır." demişler. Tevhîdin nûruyla gönlü coşan ve aşkını ifşâ eden Hak âşıklarından birisi de 17. ve 18. Asırlarda İstanbul'da yaşayan Şabânî Halvetîlerinden Senâyî Hasan Efendi'dir. Senâyî, büyük bestekar Enfi Hasan Efendi'nin oğlu, Üsküdarlı Şeyh Nasûhî ve oğlu Alaaddin Efendi'nin yetiştirdiği bir aşk ve irfân ehlidir.

      Medrese eğitiminden geçtiği anlaşılan ve bir müddet Filibe Kadılığı da yapan Senâyî, şeyhi Nasûhî Efendi hakkında bir menakıpnâme, Celvetiyye'nin ve mensubu olduğu Şabânî Halvetîlerinin manzûm silsilenâmelerini kaleme almıştır. Mutasavvıfın bu eserlerinden başka ilâhîlerini derlediği bir de gayr-ı mürettep Divân-ı İlâhiyâtı bulunmaktadır. Elinizdeki bu eser Senâyî'nin söz konusu edilen bu ilâhîleridir. Mutasavvıf şair, kanaatimizce mecmûasındaki ilâhîlerini mürettep bir dîvân haline getirememiştir. Zira elimizdeki dört ayrı yazma mecmûada şairin kendisine ait müşterek şiirlerin yanında sadece o yazmada bulunan şiirler de bulunmaktadır.

      Senâyî manzumelerini genellikle aruzla, çok az da hece ile kaleme almıştır. Dîvân'da, gazel, kaside, murabba, müseddes, müsebba gibi nazım şekillerinin yanında az da olsa, koşma örnekleri görülür. Şair, zaman zaman özgün ilâhîler yazmışsa da, umumiyetle Niyâzî-i Mısrî, Yunus Emre, Azîz Mahmûd Hüdâyî, Üsküdarlı Nasûhî ve Abdülhay Celvetî gibi sûfîlerin etkisinde kalmıştır. Bu sebeple pek çok şiirinde nazire kokusu vardır. Mevlânâ, Hâfız ve Molla Câmi gibi doğunun âbide şahsiyetlerini okuduğu anlaşılan mutasavvıf şair, bu birikimini almış olduğu medrese kültürüyle de birleştirince ortaya karma bir üslup çıkmıştır. Bu kültür, dîvânına mülemmâ şeklinde yansımaktadır. Dolayısıyla o, zaman zaman Arapça ve Farsça mülemmâlar da yazmıştır.

      Fahr-ı âlem âşıkları
      Halvetîler derler bize
      Râh-ı Hakk'ın sâlikleri
      Halvetîler derler bize

      Peyreviz Ehl-i Abâ'ya
      Girmişiz fakr u fenâya
      Meylimiz yok mâsivâya
      Halvetîler derler bize

      Âl u ashâba dâimâ
      Eyleriz cânımız fedâ
      Reh-nümâmızdır Murtazâ
      Halvetîler derler bize

      Komayız dilde teşvîşi
      Sağ ederiz çürük işi
      Hazret-i Alî dervîşi
      Halvetîler derler bize

      Ederiz Hû ile devrân
      Hâ'il olmaz kevn ü mekân
      Ayn-ı ayâna vâsilân
      Halvetîler derler bize

      Bizdedir aşk-ı Îlâhî
      Bulmuşuz biz doğru râhı
      Senâyî seven Allah'ı
      Halvetîler derler bize

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat