%20
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9789758859481
Boyut
13.00x19.50
Sayfa Sayısı
110
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2006-10
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Çiğdem Külahı

Yazar: Ahmet Büke
Yayınevi : Kanat Kitap
12,00TL
9,60TL
%20
Satışta değil
9789758859481
408829
Çiğdem Külahı
Çiğdem Külahı
9.60

Çocukluğumuzun kırık fotoğrafları Ahmet Büke, 2004'te yine Kanat Kitap tarafından yayımlanan ilk hikâye kitabı İzmir Postası'nın Adamları'ndaki sert ses tonuyla dikkat çekmişti. Bu sert ses, Büke'nin yeni kitabı Çiğdem Külahı'nda da işitiliyor: Çocukluk ve gençlik yıllarımızdan kalma "geçmek bilmeyen" yaralarımız, deliliklerimiz, sevişmelerimiz... Zamanın nerede ve nasıl kırıldığını soran, "Bizi ne anlatır?" sorusuna "acılarımız ve yaralarımız" yanıtını veren hikâyeler bunlar. "Bir bira daha açtı. Ev sahibinden öğrenmiş yazdığımı. Aslında o dırdırcı kadınla hiç de muhabbetimiz yok. Bilmiyorum belki de sen söylemişsindir. (...) ‘Komşu madem bu işlere merakın var, rafların en önüne koydur kitapları' dedi. Çenesi açıldıkça açıldı. Bırakmadı, gideyim. ‘Bak, bizim dükkâna ver sen onları, çerez bölmelerinden birini boşaltırım. Zaten leblebi şekeri alan satan yok. Oraya dizeriz. Kapıya da yazı asarım' diye tutturdu. Ne desem fayda etmedi. Beşinci biradan sonra yemin aldı ağzımdan. Gözümün önünde veresiye sayfamızı yırttı, attı. Muhtemelen seni de sıkıştırır. Olmadı birkaç tane verirsin. Zaten bir süre sonra sıkılır, çiğdem külahı yapar. Ne güzel olur aslında. Bahar gelince mahallenin bütün çocuklarının elinde benim sayfalarım. Belki merak ederler bir araya getirirler. Neyse, hepsi iyi de bira çarptı çocuğu."

  • Açıklama
    • Çocukluğumuzun kırık fotoğrafları Ahmet Büke, 2004'te yine Kanat Kitap tarafından yayımlanan ilk hikâye kitabı İzmir Postası'nın Adamları'ndaki sert ses tonuyla dikkat çekmişti. Bu sert ses, Büke'nin yeni kitabı Çiğdem Külahı'nda da işitiliyor: Çocukluk ve gençlik yıllarımızdan kalma "geçmek bilmeyen" yaralarımız, deliliklerimiz, sevişmelerimiz... Zamanın nerede ve nasıl kırıldığını soran, "Bizi ne anlatır?" sorusuna "acılarımız ve yaralarımız" yanıtını veren hikâyeler bunlar. "Bir bira daha açtı. Ev sahibinden öğrenmiş yazdığımı. Aslında o dırdırcı kadınla hiç de muhabbetimiz yok. Bilmiyorum belki de sen söylemişsindir. (...) ‘Komşu madem bu işlere merakın var, rafların en önüne koydur kitapları' dedi. Çenesi açıldıkça açıldı. Bırakmadı, gideyim. ‘Bak, bizim dükkâna ver sen onları, çerez bölmelerinden birini boşaltırım. Zaten leblebi şekeri alan satan yok. Oraya dizeriz. Kapıya da yazı asarım' diye tutturdu. Ne desem fayda etmedi. Beşinci biradan sonra yemin aldı ağzımdan. Gözümün önünde veresiye sayfamızı yırttı, attı. Muhtemelen seni de sıkıştırır. Olmadı birkaç tane verirsin. Zaten bir süre sonra sıkılır, çiğdem külahı yapar. Ne güzel olur aslında. Bahar gelince mahallenin bütün çocuklarının elinde benim sayfalarım. Belki merak ederler bir araya getirirler. Neyse, hepsi iyi de bira çarptı çocuğu."

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat