%35
Bozkırın Efendileri Necati Aydın
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786059011365
Boyut
13.50x21.00
Sayfa Sayısı
320
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2014-06
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Bozkırın EfendileriIslıklı Ok

Yazar: Necati Aydın
Yayınevi : Parola Yayınları
55,00TL
35,75TL
%35
Satışta değil
9786059011365
553148
Bozkırın Efendileri
Bozkırın Efendileri Islıklı Ok
35.75

Söylenmeden kalmasın ve belli olsun ki Oğuz Kağan'ın yanında ak sakallı, ak saçlı, tecrübeli, yaşlı bir kişi vardı. Anlayışlı, doğru bir insandı. Oğuz Kağan'ın veziriydi. Adı Uluğ Türk idi. İşte bu Uluğ Türk, günlerden bir gün, düşünde bir altın yay ve üç gümüş ok gördü. Bu altın yay gündoğusundan ta günbatısına dek uzanmıştı. Üç gümüş ok da güneye doğru gidiyordu. Uykudan sonra düşte gördüğünü Oğuz Kağan'a anlattı ve dedi ki: “Ey kağanım, senin ömrün hoş olsun, ey kağanım, sana dirlik hoş olsun, Göktanrı düşümde ne verdiyse gerçek olsun. Tanrı bütün dünyayı senin soyuna bağışlasın!”Oğuz Kağan, Uluğ Türk'ün sözünü beğendi. Onun öğüdünü dinledi ve öğüdüne uydu. Ondan sonra, büyük ve küçük oğullarını çağırttı ve dedi ki:“Ey oğullarım, benim gönlüm av diliyor ama kocamış olduğum için cesaretim yoktur. Gün, Ay, Yıldız! Tan yönüne sizler varın! Gök, Dağ, Deniz! Tün yönüne sizler varın!”Ondan sonra oğullarının üçü tan (doğu) tarafına, üçü de tün (batı) tarafına vardılar. Gün, Ay, Yıldız, çok avlar, çok kuşlar avladıktan sonra yolda bir altın yay buldular. Bunu alıp babalarına verdiler. Oğuz Kağan sevindi, güldü, yayı üçe böldü ve dedi ki: “Ey büyük oğullarım! Yay sizlerin olsun, yay gibi okları göğe kadar atın!”

Gök, Dağ, Deniz de çok avlar, çok kuşlar avladıktan sonra yolda üç gümüş ok buldular. Bunları aldılar ve babalarına verdiler. Oğuz Kağan sevindi, güldü ve okları üçe bölerek dedi ki;

“Ey küçük oğullarım! Oklar sizin olsun. Yay oku attı. Sizler de oklar gibi olun!”

  • Açıklama
    • Söylenmeden kalmasın ve belli olsun ki Oğuz Kağan'ın yanında ak sakallı, ak saçlı, tecrübeli, yaşlı bir kişi vardı. Anlayışlı, doğru bir insandı. Oğuz Kağan'ın veziriydi. Adı Uluğ Türk idi. İşte bu Uluğ Türk, günlerden bir gün, düşünde bir altın yay ve üç gümüş ok gördü. Bu altın yay gündoğusundan ta günbatısına dek uzanmıştı. Üç gümüş ok da güneye doğru gidiyordu. Uykudan sonra düşte gördüğünü Oğuz Kağan'a anlattı ve dedi ki: “Ey kağanım, senin ömrün hoş olsun, ey kağanım, sana dirlik hoş olsun, Göktanrı düşümde ne verdiyse gerçek olsun. Tanrı bütün dünyayı senin soyuna bağışlasın!”Oğuz Kağan, Uluğ Türk'ün sözünü beğendi. Onun öğüdünü dinledi ve öğüdüne uydu. Ondan sonra, büyük ve küçük oğullarını çağırttı ve dedi ki:“Ey oğullarım, benim gönlüm av diliyor ama kocamış olduğum için cesaretim yoktur. Gün, Ay, Yıldız! Tan yönüne sizler varın! Gök, Dağ, Deniz! Tün yönüne sizler varın!”Ondan sonra oğullarının üçü tan (doğu) tarafına, üçü de tün (batı) tarafına vardılar. Gün, Ay, Yıldız, çok avlar, çok kuşlar avladıktan sonra yolda bir altın yay buldular. Bunu alıp babalarına verdiler. Oğuz Kağan sevindi, güldü, yayı üçe böldü ve dedi ki: “Ey büyük oğullarım! Yay sizlerin olsun, yay gibi okları göğe kadar atın!”

      Gök, Dağ, Deniz de çok avlar, çok kuşlar avladıktan sonra yolda üç gümüş ok buldular. Bunları aldılar ve babalarına verdiler. Oğuz Kağan sevindi, güldü ve okları üçe bölerek dedi ki;

      “Ey küçük oğullarım! Oklar sizin olsun. Yay oku attı. Sizler de oklar gibi olun!”

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat