%27
Bir Kara Çalma Öyküsü %20 indirimli Şerafettin Turan
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9789752204775
Boyut
13.50x19.50
Sayfa Sayısı
453
Basım Yeri
Ankara
Baskı
1
Basım Tarihi
2013-09
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Bir Kara Çalma ÖyküsüBilim, İdeoloji, Üniversite

Yayınevi : Bilgi Yayınevi
56,00TL
40,60TL
%27
Satışta değil
9789752204775
529627
Bir Kara Çalma Öyküsü
Bir Kara Çalma Öyküsü Bilim, İdeoloji, Üniversite
40.60

1973'te Ankara Sıkıyönetim Komutanlığına bağlı mahkemede yargılandı. Yaklaşık bir buçuk yıl süren ve beraatla sonuçlanan bu dava, aslında ülkenin 12 Mart 1971'de başlayan dönemde içinde bulunduğu dalgalanmalardan, çatışmalardan, toplumsal tutarsızlıklardan ve 1940'larda başlayan ayrışmalardan kaynaklanan sürtüşmelerin sonucuydu...

Tarihimiz boyunca karşılaştığımız ve bir türlü alt edemediğimiz toplumsal iki büyük noksanımız ya da kusurumuz var. Bunların ilki, cemaatlerden, tarikatlardan ya da siyasal ve maddi çıkarlardan kaynaklanan kutuplaşmalar, hizipleşmeler; ikincisi de, bir türlü üstesinden gelemediğimiz kıskançlıklara dayanan ve rakip görülen kişiler hakkında fırsat düştükçe yapılan ihbarlardır. İhbarcılık ya da jurnalcilik, bizim tarih boyunca yenemediğimiz bir hastalık olarak devam ediyor. Bilindiği gibi 2. Abdülhamid döneminde bu tür suçlamalar jurnalcilik adı altında bir tür resmi görev haline getirilmişti. İçinde bulunduğumuz 2010'lu yıllarda da bunun ibret alınası örneklerini görüyoruz.

  • Açıklama
    • 1973'te Ankara Sıkıyönetim Komutanlığına bağlı mahkemede yargılandı. Yaklaşık bir buçuk yıl süren ve beraatla sonuçlanan bu dava, aslında ülkenin 12 Mart 1971'de başlayan dönemde içinde bulunduğu dalgalanmalardan, çatışmalardan, toplumsal tutarsızlıklardan ve 1940'larda başlayan ayrışmalardan kaynaklanan sürtüşmelerin sonucuydu...

      Tarihimiz boyunca karşılaştığımız ve bir türlü alt edemediğimiz toplumsal iki büyük noksanımız ya da kusurumuz var. Bunların ilki, cemaatlerden, tarikatlardan ya da siyasal ve maddi çıkarlardan kaynaklanan kutuplaşmalar, hizipleşmeler; ikincisi de, bir türlü üstesinden gelemediğimiz kıskançlıklara dayanan ve rakip görülen kişiler hakkında fırsat düştükçe yapılan ihbarlardır. İhbarcılık ya da jurnalcilik, bizim tarih boyunca yenemediğimiz bir hastalık olarak devam ediyor. Bilindiği gibi 2. Abdülhamid döneminde bu tür suçlamalar jurnalcilik adı altında bir tür resmi görev haline getirilmişti. İçinde bulunduğumuz 2010'lu yıllarda da bunun ibret alınası örneklerini görüyoruz.

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat