%28
Süreyya Nil Sakman
Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9786053758327
Boyut
13.00x19.00
Sayfa Sayısı
160
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
2
Basım Tarihi
2019-03
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe

Süreyya

Yazar: Nil Sakman
Yayınevi : İthaki Yayınları
31,00TL
22,32TL
%28
Satışta değil
9786053758327
759547
Süreyya
Süreyya
22.32

“Bir varoluşun kaydını tutuyorum. Hepsi bu. Kendi varoluşumun kaydını. Ne söyleyebilirim? Hazırlıksız yakalandığım çaresiz bir hastalığı üstümden atmaya çalışır gibi bir ömür geçirdim,” diyerek başlıyor söze Süreyya.

“Ve öyküsü sessiz kalmış, kendi kendine yitip gitmiş diğer tüm kadınlar”ın coğrafyasını, alelade ya da olağanüstü tüm oluş hallerini işliyor. Kadınlığın ön bahçesinde kabul edilebilir oyunlar oynarken arka sokaklarında aynı kadınlığın en kuytuda kalmış düşüncelerini gün yüzüne çıkarıyor. Sıra dışı, meydan okuyan, direnen, pes etmeyen, bağıran ya da sessizliğe boğan bir kadının kendi gökyüzünü aydınlatmak için yıldızlarını göğe taşıması da denilebilir Süreyya'nın yaptığına. Ruhu cinsiyetsiz, bedeni kadın olan, bütün ayrımcılıkları reddeden birinin kendi olabilmek ve olduğu hali koruyabilmek adına en yakınlarına karşı verdiği mücadelenin öyküsü.

Nil Sakman, birçok metne gönderme yaptığı, feminist yazını bir basamak daha yukarı taşıdığı Süreyya'da ısrarla üzerinde durduğu tek bir benliğin “çoğul seslerini” duymamızı sağlıyor. Belki de baş kaldıran, kendine has ve özgün bu sese kulak vermek her şeyi değiştirecektir.

“İçinde bir yabancıyı taşıdığını düşünüyorsun. Binbir yüzü olan, seni oradan oraya sürükleyen bir yabancı. Saldırıya uğradığında bir canavara dönüşüyor. Rahatladığında miskin, uyuşuk, bencil birine. Dara düştüğünde somurtup oturuyor. Sen sandığın bu şeyi, koşulların belirliyor. Yolunu şaşırmış bir türün çocuğusun.”

  • Açıklama
    • “Bir varoluşun kaydını tutuyorum. Hepsi bu. Kendi varoluşumun kaydını. Ne söyleyebilirim? Hazırlıksız yakalandığım çaresiz bir hastalığı üstümden atmaya çalışır gibi bir ömür geçirdim,” diyerek başlıyor söze Süreyya.

      “Ve öyküsü sessiz kalmış, kendi kendine yitip gitmiş diğer tüm kadınlar”ın coğrafyasını, alelade ya da olağanüstü tüm oluş hallerini işliyor. Kadınlığın ön bahçesinde kabul edilebilir oyunlar oynarken arka sokaklarında aynı kadınlığın en kuytuda kalmış düşüncelerini gün yüzüne çıkarıyor. Sıra dışı, meydan okuyan, direnen, pes etmeyen, bağıran ya da sessizliğe boğan bir kadının kendi gökyüzünü aydınlatmak için yıldızlarını göğe taşıması da denilebilir Süreyya'nın yaptığına. Ruhu cinsiyetsiz, bedeni kadın olan, bütün ayrımcılıkları reddeden birinin kendi olabilmek ve olduğu hali koruyabilmek adına en yakınlarına karşı verdiği mücadelenin öyküsü.

      Nil Sakman, birçok metne gönderme yaptığı, feminist yazını bir basamak daha yukarı taşıdığı Süreyya'da ısrarla üzerinde durduğu tek bir benliğin “çoğul seslerini” duymamızı sağlıyor. Belki de baş kaldıran, kendine has ve özgün bu sese kulak vermek her şeyi değiştirecektir.

      “İçinde bir yabancıyı taşıdığını düşünüyorsun. Binbir yüzü olan, seni oradan oraya sürükleyen bir yabancı. Saldırıya uğradığında bir canavara dönüşüyor. Rahatladığında miskin, uyuşuk, bencil birine. Dara düştüğünde somurtup oturuyor. Sen sandığın bu şeyi, koşulların belirliyor. Yolunu şaşırmış bir türün çocuğusun.”

  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.
Kapat